Batman’da Müftülük tarafından alınan yeni karar, taziye evlerinin sabah 09.00’da açılıp akşam namazına yarım saat kala kapanmasını öngörüyor. Gerekçe olarak “düzen sağlamak” ve “maddi yükü azaltmak” gösteriliyor. Ancak bu karar, toplumun elinde kalan son manevi geleneklerden birine darbe vurdu.
Bu şehirde taziye, sadece bir ziyaret değil; acının paylaşıldığı, dostluğun, komşuluğun yaşandığı bir gelenektir. İnsan işten çıkıp akşam dostunun kapısını çalar, elini tutar, yalnız olmadığını hissettirir. Şimdi bu insanların önüne “taziye kapandı” tabelası mı asılacak?
İronik olan şu ki, bu kararı alan kurum, topluma “manevi değerlere sahip çıkın” diyen kurumdur. Fakat şimdi aynı kurum, o manevi değerlerden birini kendi eliyle kısıtlıyor. Halkın elinde kalan birkaç insani gelenekten biri olan taziyeyi saatle sınırlamak, inançla değil, anlayışla çelişiyor.
Evet, israf önlenmeli, gösterişe kaçan uygulamalar azaltılmalı. Ancak bunun yolu kapıları erken kapatmak değil, bilinç oluşturmak olmalıydı. Müftülüğün görevi toplumu maneviyata yaklaştırmak, değil mi? O halde neden halkın maneviyatla yaşattığı bir geleneğe set çekiliyor?
Batman halkı, acıyı paylaşmayı bir görev değil, bir vicdan meselesi olarak görür. Şimdi o vicdanı saate sığdırmak, bu şehrin ruhuna aykırıdır.
Bu karar, yeniden düşünülmeli. Çünkü taziye bir protokol değil, bir kalp işidir. Ve o kalbe saat işlemez.